Bülten 2009.08

II. Çağrı Merkezi Fotoğraflarım Yarışmasına
Başvurmak İçin SON GÜNLER!

Geçtiğimiz yıl sektörün yoğun ilgisi ve katılımıyla gerçekleşen Çağrı Merkezi Fotoğraflarım Yarışması için başvurular
4 Eylül’de sona eriyor.

Yılın en iyi çağrı merkezi fotoğraflarının seçildiği yarışmada, çağrı merkezi içinde geçen anları en iyi yansıttığına inandığınız fotoğrafları 4 Eylül 2009 tarihine kadar www.cagrimerkezifotograflarim.com adresinden yükleyebilirsiniz. Yarışmada, çalışanların gözünden çağrı merkezlerini anlatan kareler, jüri değerlendirmesinin ardından, yine sektör çalışanları tarafından oylanacak.

Kazanan fotoğrafların Çağrı Merkezi Ödül Töreninde açıklanacağı yarışmada, yılın çağrı merkezi fotoğraflarının sahiplerini, birbirinden değerli ödüller bekliyor. Yarışmanın Birincisinin Exper Karizma 500 Serisi Notebook ile ödüllendirileceği yarışmada; ikinci Exper Tria PC; üçüncü ise Exper Style 10”  Notebook’un sahibi olacak.

Çağrı merkezinizde yakaladığınız en güzel kareleri bizimle paylaşın bu heyecana siz de ortak olun!

 

 

Çağrı Merkezi Günleri İçin Geri Sayım Başladı

V. İstanbul Çağrı Merkezi Konferansı 26 – 27 Ekim tarihlerinde Lütfi Kırdar’da başlıyor.

Bu yılki ana teması CRM uygulamaları olan konferansta, her biri alanında uzman ve sektörün trend belirleyen isimleri olan 8 farklı konuşmacıdan, strateji, insan kaynakları ve teknoloji başlıkları altında değerli tecrübelerinin yanı sıra, çeşitli başarı öyküleri de dinleme şansına sahip olabileceksiniz.

Stratejilerinizi belirlerken temel alabileceğiniz değerli bilgilerle ayrılacağınız V. İstanbul Çağrı Merkezi Konferansına hemen kaydınızı yaptırarak erken kayıt indirimlerinden faydalanabilirsiniz. Ayrıca ağustos sonuna kadar kayıt yaptırmanız halinde,  guru isimler tarafından kaleme alınmış iş kitaplarından birine sahip olabilirsiniz.

V. İstanbul Çağrı Merkezi Fuarı, sektörü ve sektörle ilişkili alanlarda faaliyet gösteren firmaları aynı platformda buluşturmaya devam ediyor.

Sektörü bir araya getiren en geniş kapsamlı organizasyon olma özelliği taşıyan ve her yıl bini aşkın yerli ve yabancı sektör temsilcisi tarafından ziyaret edilen fuarda yer alarak, sektörel yenilikleri takip etme, rakiplerinin ve potansiyel iş ortaklarınız tanıma, yakından iletişim kurma, ve bu prestijli organizasyonda ürün ve hizmetlerinizi tanıtma ve fırsatını kaçırmayın.

 

 

Ayın Konuğu: Uğur İpek
Arçelik, Çağrı Merkezi Yöneticisi

Eğer Bir Çağrı Merkezine Sahipseniz,
Başınız Gerçekten  Dertte  Olabilir...

Çağrı merkezi ilk olarak 1960 yılının sonlarında, müşterilere ortak bir temas noktası oluşturmak amacıyla ABD’de ortaya çıkmıştır. Ülkemizde ise 90’lı yılların hemen başında gündeme gelen ve önemi giderek artan tüketici olgusu, toplam kalite yaklaşımı, müşteri bağlılığı ve memnuniyetinin arttırılma isteği, sağlıklı bir firma-müşteri ilişkisi kurmak ve Amerika’da olduğu gibi çağrıları tek bir merkezde toplamak çabası çağrı merkezlerinin gecikmeli de olsa kurulmasını sağlamıştır. Bu merkezler; yaklaşık olarak  dünyada 40, Türkiye’de ise 20 yıldan bu yana insan hayatını kolaylaştırmak için var gücü ile çalışıyor.

60’lı yıllardan bu günlere,  pazarlama  sektöründeki gelişmeler ile birlikte oluşan son kullanıcı  profilindeki , tüketici, müşteri ve partner evrimi sayesinde, hem reel üreticiler hem de hizmet sağlayıcılar kendilerini 180 derecelik bir değişimin içinde buldular.Öyle ki, bu değişime uyamayan  markalar  hayatlarını devam ettiremedi ve yok oldular. Henüz 10-15 yıl öncesine kadar sadece ürünü pazarlamaya çalışan şirketler, bir süre sonra ürün kadar önemli olan hizmeti de pazarlamaya başladılar. Pazarlama rekabeti bir anda ürün bazlı olmaktan çıkarak  hizmet bazlı bir hale geldi. İşte bu süreçte kendini gerçekten yenilikçi olarak gören şirketler konunun üzerine ciddiyetle durarak ilk başladıkları dönemden çok faklı olan bir çağrı merkezi hizmetler bütününü ortaya çıkarttı. Bu farklılığı yaratan sadece teknolojik alt yapı gelişmeleri değildi elbette;  hizmet anlayışındaki değişim ile birlikte   müşteri beklentilerindeki   yükseliş  çağrı merkezlerinin hizmet kalitesinin ve kapsamının bir anda değişmesine neden oldu.

Bu gün artık ismine ne denirse densin (müşteri, tüketici, son kullanıcı, abone vb.), ekonomik çarkı döndüren ve firmaya güvenerek ürünlerini satın alan bu  kitleye önem vermeyen bir ticari kuruluş kalmadı.Her şirket  farklı yöntemler ile müşterilerinin kayıtlarını tutmaya, onları tanımaya ve sürekli iletişim halinde olmaya azami çaba göstermeye başladı.Bu çaba çağrı merkezlerini ön plana çıkararak bir anda en popüler iletişim noktaları haline getirdi ve  hizmet almaya çalışan kitlenin çağrı merkezlerininden beklentisini her geçen gün bir seviye daha yukarıya çıkmasına neden oldu. Bu gün kurumsallaşmak isteyen her şirketin büyüklüğü ne olursa olsun, insource veya outsource bir çağrı merkezi yapılanmasına ihtiyacı  vazgeçilmez bir organizasyonel şart haline geldi. Çoğu zaman kurumlarda heyecan ile karşılanan bu yeni sürecin müşteri tarafındaki anlamı ise  “Değerli müşterilerimiz, kurumumuz, ürünlerimiz ve hizmetlerimiz ile ilgili her türlü soru, talep ve önerilerinizi  çağrı merkezimiz aracılığı ile bize iletebilirsiniz, iletişim içinde olacağınız  müşteri temsilcilerimizden   kaliteli, güvenli ve memnun kalacağınız bir  hizmet  alacaksınız..” oldu. 

Bu mesaj; çağrı merkezi numaraları kamuoyuna lanse edildiği andan itibaren müşterilere verilmeye başlanır. Okunduğunda ya da söylendiğinde kulağa çok hoş gelen bu cümle aslında, aynı zamanda  altından kalkılması gereken çok zor bir taahhüt (söz)  içerir.

Müşteriye verilen bu sözü biraz açalım;
Kaliteli Hizmet:

  • Kısa sürede cevap
  • Konuya hakim kaliteli personel ile hizmet
  • Müşteri odaklı teknoloji kullanımı
  • Telefonda anında çözüm veya sektörel standartlarda müşteri sorununu çözüme kavuşturma
  • Maksimum  ilgi ve alaka
  • Eğer genel müşteri eğilimi veya sektörel gereklilik var ise 7/24 hizmet

Güvenli Hizmet:

  • Müşteri bilgilerinin gizliliği
  • Müşteri görüşmelerinin gizliliği
  • Müşteri işlemlerinin gizliliği

Müşteri Memnuniyeti:

  • Pozitif ses tonu
  • Empati
  • Çözüm odaklı yaklaşım
  • Kendini özel hissetme

İlk telefondan itibaren artık müşteriler ile aradaki kalın duvarlar ortadan kalkmış verilen hizmetin kalitesi ile doğru orantılı olarak şeffaflaşılmaya başlamıştır. Diğer taraftan da tehlike çanları çalmaya ve “Müşteriye temas edildiği andan itibaren müşteriyi kaybetme riski”  başlamış demektir.  Müşteri ile müşteri temsilcisinin arasına o anda kimse giremez.  Markaya ait tüm prestij ve müşteri sadakati  çağrı merkezinin, yani   müşteri temsilcisinin elindedir. Aslında yıllardır her yerde anons edilen, “Her şikayet bir armağandır”  sloganının kurum tarafından anlamı,  “Her çağrı bir riskdir...” olarak karşımıza çıkar.  Eğer bu süreç doğru yönetilmez ise,  her çağrı ile birlikte oluşan müşteri mutsuzluğu katlanarak artar ve bir müşteri ile yapılan olumsuz temas günümüzün iletişim teknolojileri sayesinde binlerce müşteri veya müşteri adayını etkiler. İşte o an,  iyi niyetle başlatılan bu süreç, bir anda firmaya zarar veren bir mekanizma haline dönüşür.  Bu durum;
“Çağrı merkezi süreçlerini bilmeyen, çağrı merkezini sadece, telefona bakan insanlar olarak algılayanlar ile , çağrı merkezini çok iyi bildiğini düşünen ancak çağrı merkezini sadece günlük çağrı ve maliyet raporlarından ibaret gören düşüncenin başına gelecek kaçınılmaz sondur”.

Peki çağrı merkezi operasyonuna başlarken “herşey çok güzel olacak” söylemine ne oldu?

Eğer çağrı merkezi ve süreçleri doğru yönetilir, müşterilere verilen yukarıdaki sözler yerine getirilir ve “satın aldığı markaya, onun çağrı merkezini arama zahmetine katlanacak kadar değer veren bir tüketici, her türlü konforlu ve kaliteli hizmeti hakeder” söylemine uygun hareket edilirse işte o zaman herşey çok güzel olur. 

Tüketiciler, özgürlüklerini ilan ettikleri yıllardan itibaren  ele savuca sığmaz bir kitle haline gelmişlerdir. Bu kitleyi elde tutmak için markaların olanca gücü ile çalışması gerekir. Bu süreçteki en  önemli faktörlerden biri ise  çağrı merkezinin performansıdır. Çağrı merkezi sektöründe karar verici pozisyonda çalışan tüm orta ve üst kademe yöneticiler, kendilerini bir süre sonra genellikle aynı operasyon körlüğü içinde bulurlar. Hizmet seviyesi hedefi tutmuştur, operasyon başına birim maliyet beklenenin çok altındadır, gizli müşteri sonuçlarında sektörün en önünde yer alıyordur, ilk bakışta tablo mükemmeldir. Ancak müşterilerin  beklentileri ile hedefler arasında bir paralellik yok ise, bu dataların tamamı sadece firmayı mutlu eder. Bu durumun anlamı ise  kısa vadede “mutlu çağrı merkezi ve şirket yöneticileri, ancak mutsuz müşteriler” , uzun vadede ise “ciro ve müşteri kaybı” dır.

Peki bu durumdan nasıl kurtulabiliriz?

Müşterilere verilen sözü tekrar hatırlayalım;

“Değerli müşterilerimiz, kurumumuz, ürünlerimiz ve hizmetlerimiz ile ilgili her türlü soru, talep ve önerilerinizi  çağrı merkezimiz aracılığı ile bize iletebilirsiniz, iletişim içinde olacağınız  müşteri temsilcilerimizden   kaliteli, güvenli ve memnun kalacağınız bir  hizmet  alacaksınız..”

Müşteriye verilen bu sözün  minumum alt açılımı olan yukarıda saydığımız olmazsa olmaz kuralların tamamının, müşteri beklentisi tarafını sorgulamakla işe başlamak en doğru hareket olacaktır. Böylece hedefi tam onikiden vurmak kaçınılmazdır. Bu saha araştırmasını  yıl içinde birkaç kez tekrarlamak veya müşteri şikayetlerini uzman bir ekibe analiz ettirmek  en doğru yolu gösterir.  Burada unutulmaması gereken en önemli konu;
 “Önemli olan sizin hedeflerinizin gerçekleşmesi değil , müşterinin beklentilerinin gerçekleşmesidir. Eğer sizin hedefleriniz ile müşterinin beklentileri paralellik gösteriyorsa doğru yoldasınız demektir.”

Tüm bu süreçleri planlarken unutulmaması gereken bir başka önemli konu ise personel seçimi, eğitimi ve kalitesidir;
Çağrı merkezlerinin en önemli özelliklerinden biri de, % 70’ i 18-30 yaş aralığında oldukça genç çalışanlardan oluşan yoğun insan gücüne dayalı bir organizasyon olmasıdır.  Zaman zaman çağrı merkezlerinde insan kaynağının teknolojiye destek verdiği gibi bir yanılgıya düşülebilir. Oysa ki tam aksine çağrı merkezlerinde teknoloji, insana destek verir ve operasyonlar bu şekilde üretilir. Bir başka deyişle , “asıl olan  insan kaynağıdır”.
Bu nedenle, ilk başta da vurgulandığı gibi müşteri ile müşteri temsilcisi arasına her zaman girilemediği için, temasın gerçekleştiği görüşme esnasında herşey olup biter. Aslında uzaktan bakıldığında, müşteri temsilcisi  milyon dolarlık markanın , milyon dolarlık personelidir. “Müşteri temsilcilerinin gösterdiği bir kaç dakikalık performansın karşılığı, markanın değeri ile eşdeğerdir.”

Kısaca özetlemek gerekirse, yazının başlığında vurgulandığı gibi,  “eğer bir çağrı merkezine sahipseniz ve onu doğru bir şekilde yönetemiyorsanız markanızın başı gerçekten dertte olabilir, ancak eğer bir çağrı merkezine sahip değilseniz işte o zaman markanızın başı tartışmasız derttedir”.